Deneme ve Düşünce, Hatıra ve Hikâye
Nale Zar
Yakın zamana kadar, kendimi tanıtırken veya tanımlarken “ben bir hiçim” demenin havalı ve olgun olduğunu düşünürdüm. Ama henüz inşasını tamamlamadığım bir kimliğin nesinden vazgeçtiğimi sordum kendime. Hangi alan olursa bir benlik kazanmaya çalışıyorum; bir tepside sunabileceğim yeteneklerim yok şu an. Dolayısıyla çekiniyorum yaşımı, cinsiyetimi, okullarımı söylemekten, küçümsenirsem diye. Ve de saklanmak istiyorum aslında yazmanın verdiği anonimliğin arkasına, belli etiketler yapıştırılmasın diye. Keza emin de değilim kendimden. Kısacası: “Work in Progress”… Nale Zar’ın yazıları
- Yazı
- 5
- Kelime
- 7 bin
- Okuma
- 42 dk
- İlk yazı
- 2021
Deneme ve DüşünceTevbe Hanım ile Nasuh Bey
« Sevgili Tevbem, Bir anne adayının bebeğinin gelişine hazırlanması gibi hazırlandım sana sevgilim. Bir bebek nasıl ki dünyaya gelmeden ona bir beşik, oda ve ebeveyn mantalitesi ayarlanırsa, ben de hazır ettim sana kalbimin içini.…
Deneme ve Düşünce” Türkiye için Endişeliyiz ”
Az önce Kanadalı rektörün emailini okurken, bu eğitim-öğretim dönemi için şunu fark ettim: Bundan önce rektör biz öğrencilere hiç e-mail atmamıştı. Bu attığı da, Kovid sonrası ilk yüzyüze eğitimden duydukları mutluluğu belirten, ara tatili…
Deneme ve DüşünceBeklerken Yürümenin Felsefesi
“…Aylaklar, göçebeler, sürgünler, hacılar, kaçaklar, seyyahlar, münzeviler ve mülteciler yürüyorlar.” -Yürümenin Felsefesi, Frédéric Gros. Bu kitabın adını gördüğümden beri geçiriyorum içimden: “Asıl marifet yürümekte değil, beklerken yürümekte!” ve fasulyeyi gece suda beklemeye bırakır gibi…
Hatıra ve HikâyeYabancı Baba Yalancı Yetim
5 yılı aşkın süredir görüşemediğim babamla buluşabileceğimiz haberini aldım. Ne hissetmeliyim? Elbette ki bu çok sevindirici bir haber olmalı kız kardeşlerim ve annem ve de benim için. Dolayısıyla neşelenmemiz bekleniyor. Ama kanser tedavisi görmekte…
Kitap ve PerdeAysona
Bir kitap okudum, hayatım değişmedi ama hayatıma değindi… Çocukluğumun mekanlarına ve, günlerine bir seyahat edip geldim, gibi bir şey oldu. Yoksa, “Annasoltan, Katya, Gulya”, “yaşı ulu”, “Hürmetli Türkmenbaşımız” vb kelimelerle başka nerede sıkça karşılaşabilirdim…
